Bodrum Hakimi.mp3
Mefaret Tüzün aslen Balıkesir Balya nüfusunda kayıtlıdır. Tavşanlı’da görevli iken Bodrum’a tayin olur. Hakimlik mesleği dolayısı ile iş arkadaşları erkeklerdir. Bu durum ise kasaba hanımları arasında olmadık dedikodulara meydan vermektedir. Bu nedenle bunalıma girdiği ve intihar ettiği analatılır.
Bodrumlular erken biçer ekini
Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hakimi
Nasıl astın Mefaret hanım ipe de kendini
Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini
Şu Bodrum’un dağlarında ceylanlar dolaşır
Kara haber Mefaret hanım pek tez ulaşır
Hakim hanımın memleketi Kütahya Tavşan
Hakim hanım sen eyledin bizleri perişan
ÇÖKERTME
Çökertme.mp3
Van İli Erçiş ilçesi, Bozüyük köyünden göç eden Halil’in ailesi önce İstanköy’e oradan da Bodrum Karabağ’daki Bekiroğlu tepesine yerleşir. Demirci Ali Usta burada evlenir ve Halil doğar.
Namus meselesi yüzünden kızkardeşini öldüren Halil kaçak gezerken, katıldığı bir düğünde Rumlar tarafından ihbar edilir ve 7 yıl hapiste yatar. Bu olaydan Rumlar’a kin gütmeye başalar. Halil bu arada türküde ‘Çakır Gülsüm’ diye adlandırılan Hafize Alagöz adlı kadına aşık olur ve onu Karakaya’daki bir düğünden kaçırır. Gülsüm ve annesi Bodrum’un yönetiminden sorumlu Çerkez kaymakam olarak bilinen Ömer Lütfi Bey’in hizmetinden sorumludurlar. Türküde adı geçen İbrahim Çavuş ise Gülsüm’ün eski kocasıdır, kolcudur ve Halil’in arkadaşı olduğu için onu kollamaktadır. Gülsüm’ü ikinci kez Karabağ’daki evinden dağa kaldırınca Halil’e çok kızan kaymakam peşine Selamoğlu adlı birisini salar. Fakat Selamoğlu Halil’in arkadaşıdır ve onu uyarır. Halil uyarıyı dinler ve Kosta Paho’nun ( Koslu-İstanköylü Paho) teknesiyle adalara kaçmak üzere kayığa biner ve kayık Aspat’tan Bitez’e gelir, demir atar. Halil’in Rumlarla arasındaki husumeti nedeniyle Paho, Tayfa Andon aracılığı ile kaymakama haber salar. Kaymakamın emriyle denizden kol kayığı ile Kolcubaşı ‘Barka’nın ali’ harekete geçer. Karadan da jandarma kamutanı Ömer Çavuş pusuya yatar. Halil, yanında Gülsüm ile kayıktadır ve bilmeden Pahonun ağılı içkisini içerler ve uykuya dalarlar. Paho demir alıp kayığı sahile çekerken, Ömer Çavuş askere ateş emrini verir. Buarada Barka’nın Ali Paho’nun kayığa rampa yapar ve Halil’i bacağından yaralar. Halil bir süre yaralı durumda karşı koysa da yakalanır ve nezarete atılır. Nezarethanede Ömer Çavuş tarafındanboğularak öldürülen Halil, elbiseleri ile birlikte gizlice gömülür.
Çökertme’den çıktım da Halilim aman başım selamet
Bitez de yalısına varmadan Halilim aman koptu kıyamet
Arkadaşım İbram Çavuş Allahıma emanet
Burası daq Aspat değil Halilim aman Bitez yalısı
Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası
Gidelim gidelim Halilim Çökertme’ye varalım
Kolcular gelirse Halilim nerelere kaçalım
Teslim olmayalım Halilim aman kurşun saçalım
Burası da Aspat değil Halilim aman Bitez yalısı
Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası
FERAYE (FERAYİ)
Feraye.mp3
Menteşe Beyi Yakup Bey’in oğlu İlyas, Türkmen güzeli Feraye’ye sevdalanır. Bey önce itiraz etse de sonunda oğlunun isteğine boyun eğer ve Marçal dağındaki obanın yolunu tutar. Kızı, babası Türkmen demircisinden ister. Babası kızı verir fakat ağabeyi Mıstık ‘bizden habersiz nerede söz kesmişlerdir bunlar’ diyerek bu evliliğe karşı çıkar. Bunun üzerine Feraye Kız İlyas Bey’e kaçmaya karar verir. Sarı Maya’yı (deveyi) katarlar (eşyalarını yüklerler) ve yola koyulur. Mıstık Feraye’yi takip eder, Dipsiz Kapuz’a geldiğinde Feraye’yi öldürür.Mıstık da kendini Kapuz’dan aşağı atar. Geldiğinde durumu gören Menteşe beyinin oğlu olaya çok üzülür. Türküyü kendisi mi başkası mı yaktı bilinmez ama bilinen gerçek günümüze kadar gelmesidir. Türkü MUZAFFFER SARISÖZEN tarafından Muğlalı GALİP BİLGİLİ ve RAZİYE GÜLTEN’den derlenmiştir.
Feraye’dir kızın adı Feraye Demirciler demir döğer tunç olur
Yar yandım aman esmer yârim de Yar yandım aman esmer yârim de
Aman da Feraye Aman da tunç olur
Türkmen de kızı katarlamış mayayı Sevip sevip ayrılması güç olur
Yar yandım aman esmer yârim de Yar yandım aman esmer yârim de
Aman da aman mayayı Aman da aman güç olur
Ninni ninna ninni ninna Ninni ninna ninni ninna
Ninanay ninanay da Ninanay ninanay da
Aman da aman Feraye Aman da aman Feraye
KERİMOĞLU ZEYBEĞİ
Kerimoğlu Zeybeği.mp3
Kerimoğlu Eyyüp (1882-1901) Muğla merkeze bağlı Yeşilyurt (Pisi) beldesindendir. Küçük yaşta babasını kaybetmiş, ağabeyi Hüseyin’le ikisi, anası Hatice tarafından büyütülmüşlerdir. Kendisi hayvancılıkla uğraşırken ağabeyi Hüseyin, o dönemde ‘konturbazlık’ denilen tütün kaçakçılığı yapmaktadır. Osmanlı’nın tütün ticareti ‘Reji’ denilen yabancı tekelin eline geçmiş, Reji dışında tütün alımı yasaklanmıştır. O dönemde tütününü Reji’ye vermek istemeyen köylü ile kolluk kuvvetleri arasında birçok çatışmalar olmuştur. Ağabeyi Hüseyin de bu çatışmalar sonucu sık sık hapse girer.
Kerimoğlu Eyyüp ağabeyi Hüseyin’in hapite olduğu dönemlerde çevrede pek sevilmeyen işler yapmış ve tepki toplamıştır. Bir düğünde Eyyüp zeybek oynar. Ağabeyi’nin arkadaşı olan Koca Mehmet, Eyyüp’ün üstüne izinsiz oyuna kalkar. Zeybek töresinde çok büyük hakaret sayılan bu olay üzerine tartışma çıkar. Bunun üzerine Eyyüp bindirme (dolma) tabanca ile önceden hasmı olan Pisi muhtarı İzzzet Ağa’yı kolundan yaralar. Çevredekiler Eyyüp’ü fena döverler. Eyyüp anasının evine sığınır. Bu arada zaptiyeler de gelmiştir. Eyyüp kaçar, zaptiyeler kovalar. Çatışmada bir zaptiye ölür. Bir süre dağda gezen Eyyüp, dostu İbişoğlu İbrahim’in Yerkesik Çakallar mevkiindeki evinde uyurken ihbar üzerine Milaslı Arap İsmail Çavuş tarafından vurularak öldürülür. Mezarı Yerkesik’in bugün Menteşe mahallesi olan Çakallı (Çakallar) mevkiindedir.
Haydülen de haydülen
Karadağlar’ın sandalı da sandalı
Vurulmuş da kanıyor Kerimoğlu’nun her yanı
Haydülen de haydülen
Şu dağlarda geyik kalmadı
Oyn’ülen de kör arabım sen oyna
Senden başka yiğit kalmadı
ORMANCI
Ormancı.mp3
1946 yılının Temmuz ayıdır. Muğla’nın Gevenes köyü civarında çıkan orman yangınını kontrol altına alabilmek için orman koruma ve bakım memuru Sarı Mehmet (İn) Gevenes köyü muhtarı Tevfik Cezayir’den bekçi ister. Tevfik Cezayir, iş zamanı olduğu gerekçesiyle bekçi vermek istemez. Muhtar Tevfik o sırada arkadaşı Mustafa ile dama oyknamaktadır. Ormancı ısrar edince tartışma çıkar. Tartışmaya Mustafa da karışır. Öfkelenen ormancı dama taşlarını devirir. Buna kızan Mustafa, Ormancı’yı tartaklar. Bu esnada ormancı bıçağını çeker ve Mustafa’yı yaralar. Mustafa can acısıyla tabancasına çeker. Ona engel olmak isteyen Tevfik üzerine atlar. O anda silah ateş alır ve Tevfik yaralanır. Muğla devlet hastanesine kaldırılan Tevfik kan kaybından ölür.
Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya Gevenis’in suları hoştur içmeye
Bay Mustafa çağırdı dama oynamaya İçinde köprüsü var gelip geçmeye
Ormancı da gelir gelmez yıkar masayı Tevfik’imi vurdular hiç mi hiçine
Söz anlamaz Ormancı çekmiş kafayı Yazık ettin Ormancı köyün iki gencine
Aman Ormancı yandım Ormancı Aman Ormancı yandım Ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı Köyümüze bıraktın yoktan bir acı
DİĞER TÜRKÜLERİMİZ...
Abdal Zeybeği.mp3
Çömlek Kırdıran Boğazı.mp3
Deniz Üstü Köpürür.mp3
Gide Gide Yoruldum (Şahboylum).mp3
Kadıoğlu Zeybeği.mp3
Karaova Düğünü.mp3
Muğla Zeybeği.mp3
Ortaca'da Evimiz.mp3
Şu Köyceğiz Yolları.mp3
Yüce Dağ Başında Bir Koyun Meler.mp3